AK Parti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde 8. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirecek. Tek aday olarak girmesi beklenen seçimde Erdoğan, partisinin yeniden Genel Başkanlığına seçilecek. En azından beklenti o yönde.
Asıl soru partinin değil, devletin başında kimin olacağı... Mevcut Anayasa’ya göre Erdoğan, bir sonraki seçimlerde aday olamıyor. Aday olabilmesi için ya Anayasa’yı değiştirmek, ya da erken seçim yapmak zorunda. Siyasette 24 saat çok uzundur elbet ama söylemler seçimlerin 2028’den önce yapılmayacağı noktasında.
Peki pazar günü yapılacak olan AK Parti’nin 8. Olağan Kongresi’nde “Erdoğan yeniden aday olacak mı?” deseniz, size şaşıracağınız bir cevap veririm; Hayır! Erdoğan, ‘dava’ olarak gördüğü bu yolda ebedi cumhurbaşkanlığını değil, bir sancak değişimi vaktinin geldiğini düşünüyor. Çünkü Erdoğan, partisini ‘Yeni Türkiye’ vizyonuyla teslim etmek istiyor. Onlarca hizmet ürettiği bu yolculukta, mevcut şartlardan yıpranmak da istemiyor. ‘İyi hatırlanmak’ her siyasetçinin önceliğidir elbet. Dünyadaki krizler, savaşlar... Ekonomik olarak Türkiye’yi yıprattı. Sosyal medyanın, muhalefetin gazına gelmeden, uygun adımlarla, ekonomik büyüme hedefleri temelinde gerekli iyileştirmeler de yapıldı. Bunun yeterli olmadığını düşünebilirsiniz ancak vatandaşa yazılan acı reçete buydu. Yaraya merhem oldu mu? Hayır ama kalıcı bir iyileşmenin recetesi acı merhem olmak zorundaydı.. Seçim kaybetme pahasına yapılan düşük zamlar da gösteriyor ki Erdoğan’ın hedefi ekonomik olarak yıpranmış bir Türkiye değil, ekonomik varlığını kanıtlamış, sağlam temelleri atılmış bir Türkiye’yi teslim etmek.
Sancak değişimi dedik... Evet... Bayrağı teslim etmenin vakti geldi diyor Erdoğan. Sadece bayrağı, partiyi değil ‘davayı’ da teslim etmek anlamına geliyor bu söylediklerim.
Peki kim devralacak bu ‘dava’yı?
Sayın Erdoğan, geçmişte çok yara aldı. Beraber yol yürüdüğü arkadaşları, onu sırtından vurdu. Menfi çıkarlarını davanın önüne koydular. Parti içerisinde ‘Erdoğan’a rağmen’ kibir hakim oldu. Başbakanlık verdiği kişi, gitti yeni bir parti kurdu. Erdoğan’a karşı saf tuttular. Siyasi ikballerini, Erdoğan’ın deyişiyle Yeni Türkiye vizyonuna tercih ettiler. O yüzden Erdoğan’ın davayı en yakınından birisine devretmesi onun için en doğru olan yol olacak.
Erdoğan hitabeti kuvvetli, kitleleri kontrol ve manipüle edebilen bir isim. Yıllarca iktidar başarısının altında yatan temel sebep bu. İnsanlara dokunabiliyor, hızlı politika üretebiliyor ve en önemlisi kitleleri harekete geçirebiliyor. Bilal Erdoğan da öyle... Tıpkı babası gibi. Ses tonu, tavırları, yıllarca milletin hafızasına kazınan ‘lider’ figürünü karşılar nitelikte. Tüm bunların yanısıra Bilal Erdoğan’ı diğer figürlerden ayıran bir özellik daha var. Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için de en önemlisi aslında. Kendisini bu davanın içerisinde yetiştirmiş, davanın ne olduğunu doğrudan öncüsünden, Erdoğan’ın kendisinden görmüş. Davayı sadece görüp öğrenmemiş aynı zamanda sahiplenmiş. Filistin Mitingleri’nde öncülük etmiş ve tıpkı babası gibi kitleleri rahat bir şekilde örgütlemiş. 100 binlerce kişinin önünde sesi dahi titremeden ‘dava’ bilinciyle konuşmuş ve tıpkı babası gibi Filistin davasını da sahiplenmiş. Hatta Filistin konusundaki örgütlenmeleri de bizzat yürütmüş. Hal böyleyken, Cumhubaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın bu davanın yeni lideri olması sürpriz olmaz.
Peki neden şimdi?
Erdoğan, en güçlü döneminde. Kendi tabiriyle ‘ustalık’ döneminde. Bilal Erdoğan’ı önümüzdeki süreçte siyaset sahnesine dahil ederek, hayattayken oğlunun bu davanın adamı olduğunu görebilmek hatta bu davayı, teşkilatları yönetebildğini görebilmek istiyor. Fatih Erbakan’da gördüğümüz babadan oğula geçen siyaset başarılı olamaz algısını da yıkacak bir hamle olur. Çünkü Bilal Erdoğan’da durum farklı. Bir koltuğa konmayacak. Bizzat bu davayı yürütebilme yeterliliğine sahip olduğu için babasından bu koltuğu devralacak. Ve en önemlisi, Bilal Erdoğan’ın çıraklık döneminde ona rehberlik edecek bir ustası olacak. Babasının izinden, babasının davasından, babasının ‘gözünün önünde’ yürüyecek siyaset sahnesine.
O zaman hiç çekinmeden diyelim... Son dakika büyük bir değişiklik olmazsa;
Bilal Erdoğan, AK Parti’ye hayırlı olsun...